Tüketim Toplumu

Tüketiyorum Öyleyse Varım: Tüketim Toplumunun İnşası

Tüketim Toplumu

Birinci Dünya Savaşı sona ermesi ardından Amerika’da seri üretim hız kazandı. Teknolojik gelişmeler sayesinde kurulan fabrikalarda kitlesel üretim başladı. Seri üretimden çıkan ürünlerin, insanlara ulaştırılması ve insanların bu ürünleri satın alması gerekmekteydi. Modern dönemde, gerçek ihtiyaçlara dayanan tüketimi desteklemekte ve üretim ön plana çıkarılmaktaydı bu nedenle kitlesel olarak üretilen ürünlerin insanlar tarafından satın alınmasını zorunlu kılıyordu. Sanayi kapitalizminin ilk dönemlerinde işçi, sadece iş gücü olarak düşünülüyordu. İşçinin daha yüksek zevklerle donatılması gerektiğini, kitlesel üretime dayanan bir ekonominin işçiler tarafından tüketilmesi zorunlu kılmaktadır. Üretim için kontrol edilen işçiler artık tüketim için de kontrol edilmeye başladı. Metaların giderek artan bolluktaki kitlesel üretimi, metaları yutacak kitlesel bir pazarı talep eder (Lasch, 2006: 124).

Fordist üretimde işçilerin ücretleri yüksek tutularak hem çalışanların tüketime katılmaları, hem de artan talebe bağlı olarak kitlesel tüketimin gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Tüketim Toplumunun oluşmasına en etkin isimlerden biri olan Edward Bernarys insan zihninde alışagelen ihtiyaç kavramını şekillendirmeye başladı. Artık insanlara ürünün rasyonel faydasından ziyade duygusal faydasını ön plana çıkarıldığı mesajlar iletiliyordu. Toplumda değişen ihtiyaç kavramı ile insanlar Fordizmin tek düze seri üretiminden artık memnun olmamaya başladı. İnsanlar sıkıcı ve birbirinin aynı ürünler yerine, kolayca bir diğer üründen ayırt edilebilen, daha gösterişli ürünler istemektedir. (Bourdieu, 1984). Ekonomide yaşanan krizler, borsanın çökmesi işsizliği artırdı ve insanlar zevk için alışveriş yapmayı bıraktı. Ekonomide yaşanan çöküşten kurtulmak için ürünlere kullanım ömrü biçilmeye başlandı. Ürünlerin ömrü kasıtlı olarak kısaltılmaya başlandı. Bu kavram ilk kez Bernard Londan tarafından kullanıldı. Ancak kasıtlı eskitmenin kanuni olarak zorunlu hale getirilmedi. Kasıtlı eskitme, insanlara eskisinden daha yenisine sahip olması gerektiğinin anlatılarak insanların rızası ile yapılabileceği fikri Brooks Stevens tarafından hayata geçirildi. İşin içine reklamlar da girince işin boyutu artık tamamen değişmişti. Artık insan zihninde satın alınan ürünlerin sadece ihtiyaç için satın alınmadığı, insanın kendini mutlu hissetmek, daha iyi hissetmek için de tüketmesi gerektiği kitle iletişim araçları ile desteklenmeye başlandı. Reklamlar aracılığıyla, tanınmamış sabun tozlarından arabalara, içecek, sigara, giyim eşyaları ve mutfak araç gereçlerine kadar her şeyde marka imajlar yerleşti (Bocock, 1997: 31).

İletişim alanında yaşanan gelişmeler kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile reklamcılar toplumda ortak bir kültür yaratmaya başlamıştır. Evlere kolayca ulaşabilen radyo, milyonlarca insana seslenerek insanlara aynı değer yargılarını, fikirleri, satın alma alışkanlarını kısaca ortak bir kültürü aşılamıştır (Marketing Türkiye 1994,Y3:S71). İnsanlar artık gerçek ihtiyaçlardan ziyade yaratılan sahte ihtiyaçları tüketmeye başlamış, markalara, ürünlere yüklenen imajlar ile olmak istedikleri kimliklere ulaşabilecekleri vaat edilmeye başlamıştır. Reklamcılar 1920’lerde, insanların gerçekte olduklarından ziyade olmak istedikleri kimlikleri tercih ettikleri varsayımına dayanmaktadırlar. Bu yüzden çoğu reklamda okuyucuların sosyal durumlarından en azından bir adım önde konumlanması amaçlanmıştır (Marchand, 1985:166). Medya desteği ile yaratılan tüketim toplumunda insan, yoksul kalma korkusu ile sürekli çalışmaktadır. Çalışmanın karşılığı olarak elde ettiği parayı ise rahata, refaha, bolluğa ulaşmak için harcamaktadır. Bolluk kavramı, medya organları ile sürekli desteklenmekte, kutsanmaktadır. Tüketim sistemi devamlılığını sağlayabilmek için sürekli olarak insanı bolluğun içine çekmeye çalışmaktadır. Günümüzde ise bolluk kavramı sadece imgelere indirgenmiş, mutluluk ile özdeşleşmiş bir durumdadır. İnsanlar sadece bolluğun göstergelerine sahiptir ve devasa bir üretim aygıtının önünde yoksulluk ile kıtlık göstergelerinin peşinde koşmaktadır. (Baudrillard, 2020: 77). Hayatımızı belirleyen ihtiyaçlarımız, değerlerimizi ve günlük davranış kalıplarımızı üretmede, medya önemli rol oynamaktadır. Bireyler sürekli olarak konfora erişme çabası ile tüketmektedir. Kitlesel üretim ise bireylerin tüketeceği ürünleri imajlar eşliğinde sunmaktadır. Üretilen her ürün, hizmet eskimeye mahkumdur. Aksi taktirde yenisinin üretilmesi söz konusu olamaz Bu duruma örnek olarak her dönem hatta her mevsim için yaratılan, sürekli değişiklik gösteren eskimeye mahkum olan ‘moda’dan bahsedilebilmektedir. Kendisi eskimeyen bir kavram olan modanın temsil ettiği her şey eskimeye ve yok olmaya mahkumdur. Değişen yalnızca biçimlerdir. (Baudrillard’tan aktaran Bayhan, 2011:221).

https://www.adsoftheworld.com/media/outdoor/lolaliza_time_to_bloom

Konsept ve tasarım ajansı Misterwilson, Belçikalı kadın moda markası LolaLiza için yeni bir kampanya geliştirdi. ‘Çiçeklenme
Zamanı’ kampanyası, bu sıkıntılı zamanlarda ilham verici ve olumlu içeriklerle pozitifliği yayıyor ve evinizi ve ruh halinizi
aydınlatıyor. Mutluluk içeriden çiçek açar. Çiçeklenme zamanı!
Misterwilson, Hollanda tarafından LolaLiza için Moda, Perakende Hizmetleri kategorileri dahilinde oluşturulan açık hava reklamı.

Çünkü hayat kırışıklıklar yaratır.
https://www.adsoftheworld.com/media/print/nivea_worry_lines_car

O kadar doğal bir sarışın ki kimse bunun boyalı saç olduğunu söylemez.
https://www.adsoftheworld.com/media/print/lowell_blonde

İnsanlar artık indirimlere inanmıyorlar, mağazaların fiyatlarını şişirdiğini düşünüyorlar, dışarı çıkıp insanlara Uniferia’daki indirimlerin bir hikaye olmadığını anlatmak istedik. Genia, Kolombiya tarafından Unicentro Bogotá için şu kategoride oluşturulan basılı reklam: Perakende Hizmetleri.
https://www.adsoftheworld.com/media/print/unicentro_bogota_discounts_that_are_not_just_a_story


Devamı İçin Dokümanı İndirebilirsiniz

Share this post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir